19 Kasım 2014

belki sonra yaparız dedik, kaldı öyle




   anlatacağın en güzel hikayeleri, şimdi içinde kalmış ukdelerde görüyorum,
   belki sonra yaparız dediğin tüm tatlı sohbetlerin sonrasının olamayışını da...

                                                         ...

   şu hayatta büyük yıkıntılarımız var kabul, bir de silip atabileceğimiz huzursuzluklarımız.
   hepsi sırtımıza yük, hepsi içimizden kopan büyük parça...


   Sıradaki şarkı, yitip giden ama hep içimizde kalbi atacaklara gelsin...
 ''hepimiz bu çiçekleriz. solup gitmek şöyle dursun, anımız kalırsa geriye ne âlâ...''


17 Kasım 2014

her hikâyenin 3 adımı var

her hikâyenin 3 adımı var...

1-bilinç
2-değişme
3-dumur

1.bilinç

heyecanına kapıldığın bir şeyler anımsa...

akılsız başın cezasını henüz kimin çekeceğini bilemediğin ilk günlerde, bilinçsizce kendini bir şeylere kaptırdığın o ilk sahneyi hatırla.

aynada her sabah, güne ne kadar heyecanlı ve pırıl pırıl,  empati yapmaktan son derece zevk alan(!) bir güzel insan gördüğünü hatırlayarak  bir sonraki adımını hisset.

2.değişme
                 
kendini mutlu edebilmek için, başkalarının mutluluklarının beklentisinde olduğunu farzet. sürprizlerinle, hayatlarına kattığın yeni alışkanlıklarla, kendine alıştırmaya çalıştığın insanları, farkında olmadan yaptığın, küçüklü büyüklü bencilliklerini hayal et.

3.dumur

ilk adımını dogru atamadığın bir yolu, sonradan geri dönülmeyecek kadar uzun yürüdüğünü düşün.
üzerine bir de uğradığın hayal kırıklarını...

her hikâyenin bir de 3 son adımı var.
''kabul, direnme, sus.''


5 Kasım 2014

dünyanın en büyük derdi bizim


sözlerimizin bittiği bir yer var, jest ve mimikleri bir bir sıraya soktuğumuz. hepsi kendi bencilliğimiz, her biri..

Tamam bu sefer bırakıyorum” dediğimiz onlarca şeye dört elle sarıldığımızın bir önemi var mı? Hep erteliyoruz işte. Vazgeçmeyi, boşvermeyi, bir başlangıç yapmayı, ertelemeyi bildiğimiz kadar, emeğimizi başka şeylere vermenin nasıl bir şey olduğunu hatırlayabiliyor muyuz?



Obsesyonumuza bir yön vermenin tam zamanı iken, kendi derdimizi, dünya'nın en büyük dertlerinin baş sırasına oturtup körleşiyoruz.

Cahilliği en büyük mutluluk görüp, es kaza bir öyle olabilsek, kafamıza takmadığımız onca şeyle yaşamamanın mutluluğunu anlayacağız. Al sana saf, basit mutluluk. Onu da yapamıyoruz.

Basit şeyleri büyütme şampiyonası yapılsa, üzerimize birinci çıkmayacak şu topraklardan..

Şu derken; bir an önce bir yerlere basıp gidelim de, paçayı kurtaralım dediğimiz güzide cennetten bahsediyorum.


26 Eylül 2014

Kış Çayı ve Ballı Zencefil Üzerine


Her sonbaharda öksürükle başlayıp, sonsuz bir döngüde, nezle, grip, soğuk algınlığı ve halsizliğe dönüşen kış hastalığımız en nihayetinde yine bizi buldu.

Bu hallere bir önlem olması maksadıyla son 1-2 yıldır evde denediğim bir bağ bahçe çözümünü hemen sunayım.

Sıklıkla üst solunum yolları ile ilgili sıkıntı yaşamış, antibiyotikten de illallah etmiş ve (haliyle) zararını görmüş biri olarak pratik ve sağlıklı çözümü bu yöntem ile bulmuş durumdayım. Tabi yanlış anlaşılmasın google doktorculuğu yapıp, kendi derdimi evde çözüyor değilim. Çok da doktora gitmişliğim var.




   Bir 10 dakika kadar üşenmezseniz hepsini kolayca ve mis gibi hazırlarsınız. Kış çayını hazır alabileceğiniz gibi, ayrı ayrı içindekileri istediğiniz oranda alarak da daha güzel bir voltron oluşturabilirsiniz.

Ben öncelikle bu karışımı bir anlatayım.

Ihlamur 3-5 dal parçası 
Adaçayı (bir kaç dal), 
Tarçın (çubuk olanından yarısı mesela eğer uzunsa), 
Zencefil (taze olanından 2 dilim kesip koyabilirsiniz), 
Karanfil 5 tane kadar
Havlıcan (minik dal parçası gibi olan) 2 Parça, 
Kuşburnu, (bir tutam)
Hibisküs (bir tutam)
Okaliptüs 3-5 Yaprak, 
Papatya 8-10 tane kadar. 

   Bunları bir demliğe koyup kettle'da kaynattığınız suyu üzerine boşaltın ve kısık ateşin üzerinde biraz demleyin. Sonra tad versin diye arzuna göre biraz bal koyup afiyetle içebilirsiniz.

   Bazı bitki çayları direkt kaynatılmaz, zarar verir, o yüzden karışımı demlemeniz daha doğru olacaktır. Sıcak suyla (kettle'dan aldığınız) demlemeniz yeterli.
Ayrıca sabah evden çıkarken ve akşam eve geldiğinizde (tahta kaşıkla olması önemli) bir kaşık  Zencefilli Ballı Macun alabilirsiniz. (aktarlarda bulunuyor) 

11 Mayıs 2014

Mutluluk - Mutsuzluk Listem

      Kendimi hangisine alıştırmalıyım bilmiyorum ama böyle listeler bazen aynada kendimi görmemi sağlıyor. İkisinin de ucu bucağı yok elbet.. 

Aslında bunlar hep can sıkıntısı a dostlar..

Mutsuzluk Listem  

  1. Okumaya zorlanacak kadar uzağında durduğum yazılarla yaşamak. (gözler gitti gidiyor)
  2. Tek izin günümün pazar olması, örneğin cuma'dan atlayıp istanbul'a gidememek. Hele bir de öğlenin bir vakti uyanıyorsam günü yaşayamadan bitirmek.
  3. Yapmam gereken işlerin, yapılamamasını sağlayan yavaş internet ve verimi daha da düşüren windows'un herhangi bir sürümü. (çalışmanın en güzel yerinde mavi ekrana bağlayan photoshop'a sevgiler)
  4. Bir pazar kahvaltısını daha yalnız yapacağımı bilmek.
  5. Ayda en az 4 kitap diye yola çıkıp da, sayının git gide düşmesi ve okumak için yeterli zamanı bulamamak.
  6. Üzerinde çalıştığım projenin sahibinin (müzik ya da web-grafik ile ilgili) "bitti mi, bitiyor mu, nasıl oldu, çıktı mı bişeyler, var mı bir gelişme, olduğu kadarıyla bakalım" gibi sonsuz tacizleri.
  7. Annem ve babamla son 10 senedir yeterince zaman geçirememem, koca bir yılın 15 gününü yetirememek.
  8. Yeğenlerimin büyüyüşüne şahit olamamak. Bebek halleriyle oyun oynayamamak.
  9. Hep birilerinden mütemadiyen uzakta olmak. 
  10. Banyoda kayıp düştüğümde, ya bu kez toparlayamazsam diye düşünmek. (daha önceden toparlamışlığım var)
  11. Uyandığımda evde kalan misafirin, odasını darmadağın bıraktığını görmek. 
  12. Sigarayı bırakamayan sevdiklerim ve bırakanların da dayanamayıp yeniden başlaması.
  13. French press'le halen kahve yapmayı becerememek, üst baş batırmak.
  14. Yıl olmuş 2014 . Halen ayrılamayan "de"ler, "da"lar, bizi üzen "herkez"ler.. 
  15. Gönderdiğim mektubun 28 gündür ankara'dan istanbul'a varmadığını öğrenmek. (Postane görevlisinin "mektup bu , kağıt neticede kaybolur, uçar, kargoyla aps ile gönderseydiniz" diyerek olayı sıradanlaştırması. Dolayısıyle yazılan mektubun kim bilir nerelerde olması. )


Mutluluk Listem


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...